Klasik Sahne – Unutulmaz Replikler / Heat (Büyük Hesaplaşma)
1995 tarihli Michael Mann imzalı Heat – Büyük Hesaplaşma Filmi. Teğmen Vincent Hanna (Al Pacino) ve banka soyguncusu Neil McCauley’in (Robert De Niro) beraber kahve içtikleri sahne. Teğmen Vincent hırslı ve işkolik bir polistir. Neil da işini iyi yapan bir banka soyguncusudur. Vincent Neil’ı ne kadar yakalamak istese de içten içe çalışma tarzı nedeniyle ona bir hayranlık duymaktadır. Ne de olsa o da bir işkoliktir ve işini çok iyi yapmaktadır. Vincent Onu kendisine benzeyen; fakat hayatın getirdiği noktada karşı tarafta yeralan biri gibi görmektedir. Henüz büyük bir suç işlemediği ve kısa bir süre hapis yatacağı için Vincent’ın derdi onu iş başında yakalayıp içeri tıkmak ve daha fazla ceza almasını sağlamaktır. İçindeki bu çelişkilerle Vincent Neil’ı yolda durdurup ona kahve ısmarlamak ister. Soyguncu ve polis sinema tarihinde daha önce yeralmayan bir şekilde muhabbet etmeye başlarlar.
vincent : Folsom’da 7 yıl 3 yılı hücrede. Ondan önce de Mcneil’da. Orası söylendiği kadar kötü müydü?
neil (Robert De Niro) : Hapishane uzmanı olmak mı istiyorsun?
vincent : Hapse geri mi dönmek istiyorsun? Bazı çeteleri bıkmadan izledim, hata yaptılar. onları içeri tıktım. Bunu mu istiyorsun?
neil : Demek ki onlar beceriksizmiş.
vincent : Ben her türlüsünü yakaladım.
neil : Beni kaybedeceğim yazılı dövmemle bir içki dükkanını soyarken gördün mü?
vincent : Görmedim.
neil : Doğru. Ben hapse geri dönmeyeceğim.
vincent : O zaman hiçbir yeri soyma.
neil : Ben en iyi yaptığım işi yaparım. Soygun yaparım. Sen de en iyi yaptığın işi yapıp benim gibileri yakalarsın.
vincent : Hiç normal bir hayat istemedin mi?
neil : Ne o? barbekü ve futbol mu?
vincent : Evet.
neil : Senin hayatın gibi mi?
vincent : Hayır. Benim hayatım benim hayatım afet bölgesi gibi. Gerçek babası aşağılığın teki olan sorunlu bir üvey kızım var. Bir karım var. Evliliğimiz kötüye gidiyor. Bu üçüncü evliliğim. Çünkü tüm zamanımı senin gibileri yakalamak için sokakta geçiriyorum. Hayatım bu işte.
neil : Bir gün biri bana şöyle demişti. Hayatına ilişki sokma ki,polis baskını olacağını hissettiğinde 30 saniye içinde her şeyi bırakıp gidebilesin. Sen beni izlersen, gittiğim yerlere gidersen evliliğini devam ettirmeyi nasıl düşünürsün ?
vincent : İlginç bir nokta. Nesin sen, rahip mi?
neil : Bir kadınım var.
vincent : Ona ne iş yaptığını söyledin?
neil : Satıcıyım dedim.
vincent : Yani ben seni yakalamaya gelince o kadını bırakıp gidecek misin? Hoşçakal bile demeden?
neil : Buna disiplin denir.
vincent : Çok sığ bir düşünce.
neil : Neyse ne.
neil: Ya böyle davranırız ya da başka bir iş yaparız.
vincent : Başka bir iş yapmayı bilmiyorum.
neil : Ben de.
vincent : Yapmak istediğim de söylenemez.
neil : Katılıyorum.
vincent : Devamlı aynı rüyayı görüyorum. Büyük bir şölen masasında oturuyorum. Üzerinde çalıştığım bütün cinayetlerin kurbanları da orada. Bana boş göz çukurlarıyla bakıyorlar. Çünkü başlarından vuruldukları için ağır kanamaları var. O vücudu balon gibi şişmiş olanlar da orada. Çünkü onları öldürüldükten 2 hafta sonra bulmuştum. Komşular kokudan şikayetçi olmuşlardı. İşte hepsi orada, karşımda oturuyorlar.
neil : Ne diyorlar?
vincent : Hiçbir şey.
neil : Konuşmuyorlar mı?
vincent : Hayır, söyleyecek bir şeyleri yok. Sadece birbirimize bakıyoruz. Orada oturup bana bakıyorlar. o kadar.
neil : benim de devamlı boğulduğum bir kabusum var. Uyanmam gerek, yoksa boğulup öleceğim.
vincent : Bu ne anlama geliyor?
neil : Yeterli zamanım var demek.İstediklerini yapacak…
vincent : Zamanın mı var?
neil : Evet, öyle.
vincent : Bunu şu anda yapıyor musun?
neil : Daha değil.
vincent : Bak, burada iki dost gibi oturmuş konuşuyoruz. Sen yapman gerekeni yap, ben de yapmam gerekeni yapayım. Yüz yüzeyken söyleyeyim. Seni vurmam gerekirse bu hiç hoşuma gitmez ama seninle dul bırakacağın bir karısı olan bir adam arasında seçim yapacak olursam dostum sen kesinlikle ölürsün.
neil : Olaya bir de öteki tarafından bak. Ya beni köşeye kıstırırsan da ben seni öldürmek zorunda kalırsam? Ne olursa olsun.beni durdurmana izin vermem. yüz yüze konuştuk. ama bir an için bile.tereddüt etmem.
vincent : Belki de öyle olur. Ya da. Kim bilir?
neil : Belki birbirimizi bir daha hiçgörmeyiz
Benzer yazılar
Soundtrack / The Last Of The Mohicans - Mohikanların Sonuncusu
Ne kadar güzel bir cevaptır o.
Vincent Hanna : Hiç normal bir hayat istemedin mi?
Neil McCauley : Ne o? Barbekü ve futbol mu?