Hollywood’un en sevdiği senaryo kalıplarından biri olan fakir kadın zengin erkek arasındaki tutkulu aşk. Erdemli olan her zaman kadındır. Bu tarz filmler genelde romantik komedidir. Gerçekleşme olasılığı düşük fakat cezbedicidir izleyici için sıradan birinin bir sarayda prenses olması. Kadın karakter duruşundan hiç taviz vermezken filmin son bölümünden önce kalbini kıracak bir davranış ya da bir olayla karşılaşır. Erkek sonunda doğru yolu bulur ve gittiği yerden kadını alıp geri getirir ve mutlu son…
Çirkin kadın ve yakışıklı erkekte Hollywood’un en sevdiği senaryo kalıplarından biridir. Bu kez de çirkin olan erdemlidir, duygusaldır ve insancıldır. Yakışıklı olan en basiti bir gençlik filmini ele alalım okul takımının kaptanıdır yüzde yüz. Güzel bir kız ile birliktedir. Bu kızı sürekli pohpohlayıp gaza getiren her gittiği yere gelen iki üç kız daha olur yanında. İşte size bir romaktik komedi kalıbı daha. Muhtemel bir yıl sonu partisine denk düşecek şekilde bu çift birbiriyle yakınlaşır. Çirkin kız bu partide zincirlerini kırmıştır ve tarif edilemeyecek güzelliktedir.
Arkadaşımın aşkısın mevzusu vardır. Bu sefer de erdemli olan 3. kişidir. Hoşlandığı kız en yakın arkadaşının delicesine sevip birlikte olduğu kızdır. Üçlü ortamlarda takılırlar. İki erkek çocukluklarında yaşadıklarından bahsederler. 3. kişi bunu uzun süre içine gömer. Filmin sonlarına doğru açık eder; bazen de kendisi söyler. Karşılığında aldığı masum bir öpücüktür.
Yıllarca arkadaş olup daha sonra yakınlaşma mevzusu da çok kullanılır romantik komedi de. Onlar yıllarca birbirlerinin herşeyini paylaşmış ve yaşadığı ikili ilişkilerle ilgili karşılıklı olarak birbirlerine öğüt vermişlerdir. Ama bir gece her şey değişir. Daha sonraki karşılaşmada en büyük klişe kadın tarafından söylenen “yaptığımız bir hataydı” cümlesidir. Fakat ayrı kalınan sürede filmin soundtrackindeki en iyi parça çalarken kahramanlarımız paralel kurguyla ya sahil kenarındadır ya şarap yudumluyordur ya da telesekreterin başında bekliyordur. Bu şekilde yaklaşık bir beş dakika geçtikten sonra taraflardan biri arar ve mutlu sona yelken açılır.
“Yalan” romantik komedinin olmazsa olmazlarından biridir. Kişi işin başından beri yalan söyler. En basiti kızı tavlarım diye arkadaşlarıyla bahse giren erkektir. Yalanlarla dolu bir ilişki başlar çünkü tavlamak için yapılan her yol mübahtır. Yalanın ortaya çıkmaya başlamasına yakın erkek de kızdan artık hoşlanmaktadır. Yalan bir şekilde ortaya çıkar. Yine filmin soundtrackindeki en iyi parça ve paralel kurguyla geçen beş dakika. Sonrası malum erkek bir şekilde yine kızın gönlünü alır ve mutlu son…
Hafıza kaybı en çok kullanılan kalıplardan biridir yine romantik komedide. Ulaşılamayan kişi bir şekilde hafızasını kaybeder ve ona sırılsıklam aşık olan kadın bu durumdan masumane bir şekilde faydalanır ve adamı kendine aşık eder. Ama iş sonradan sarpa sarar ve gittikçe tuhaflaşan bu durumun birileri farkına varır ve onlardan biri de kadından hoşlanmaya başlar. Sonunda yalanlar ortaya çıkar ve yine bir soundtrack ardından diğer erkeğe vurulma. Eski erkeğin bunu olgunlukla karşılaması ve tabiiki mutlu son…
Bazen de ünlü olan olgundur. Vurulduğu insan acemidir. Ünlü olan herşeyi göze alır zaten hayattan sıkılmıştır ve çevresindeki yapmacık insanlardan dolayı doyasıya bir aşkı yaşama olaşılığı yoktur. Zaten ünlü olduğu için hiçbirşeyi istediği gibi yapma lüksü yoktur. Bu sefer ünlü olanın kalbi kırılır ve herkesin alkışlayabileceği bir kalabalıkta tekrar biraraya gelirler. İşte size bir mutlu son daha.
Bir de amerikan başkanı ya da başbakanın sıradan bir insana aşık olması konusu da oldukça rastlanılan bir durumdur romantik komedi de. Politikacıların ne kadar yapmacık olduğunun bilincinde olan izleyici aşkın peşinden koşan bir politikacı görünce sempatik bulur. Filmin sonunda mutlaka kalabalık bir yerde ve alkışlar eşliğinde iki sevgiliyi öpüşürken izleriz…




