Tür : Bilimkurgu, korku, gerilim, macera
Yönetmen : Ridley Scott
Oyuncular : Sigourney Weaver, Ian Holm, John Hurt, Tom Skerritt ve Veronica Cartwright
Senaryo : Dan O’bannen, Ronald Shusett , Walter Hill
Kitap : Ronald Shusett
Görüntü Yönetmeni : Derek Vanlint
Müzik : Jerry Goldsmith
Yapımcı : Gordon Carroll, David Giler, Walter Hill
1979 tarihli yönetmenliğini sinema tarihinin yaşayan en büyük yönetmenlerinden Ridley Scott’ın yaptığı “Alien” bilimkurgu gerilim türünü başlatan öncü bir filmdir.
Filmimizin konusuna gelince : Ticari bir şirkete ait “Astronomo” adlı uzay gemisi dünyaya dönerken bir emir alır. Geminin ait olduğu şirket, bilinmeyen bir yerden gelen S.O.S çağrısıyla ilgili muammayı çözmesi için 7 kişilik mürettebatıyla birlikte gemisini çağrının geldiği gezegene yönlendirir. ”Astronomo” gezegene doğru yol alır ve gemi mürettebatı gezegene iniş yapar. Bunlardan biri araştırma sırasında dev yumurtalara rastlar ve bunları incelemeye koyulur. Birden yumurtaların içinde bir hareket sezinler. Sonra tanımlanamayan bir yaratığın saldırısına uğrar. Daha sonra diğer personel tarafından gemiye getirilir. Tuhaf yaratık mürettebatımızın yüz kısmına yapışmıştır. Tüm çabalara rağmen yaratık yapıştığı yerden ayrılmaz. Mürettebatta da yaratıkta da en ufak bir hareket yoktur. Fakat daha sonra bir çift el gibi yüzü saran bu yaratık ortadan kaybolacak, mürettebatımız normal yaşantısına geri dönecektir. Fakat bir gün mürettebatımızın göğüs kısmından içerisinde gelişimini tamamlayan yaratık dışarı fırlar. Sonrası malum Ripley kalana kadar bütün mürettebat sırayla ölür. Bu arada gemimizde bir de robot çıkar. Robotun bilinçli olarak gemide yeralmasına izin verilmiştir ve gemideki kimsenin bundan haberi yoktur. Sonradan anlaşılır ki geminin uzaya gönderilme amacı bu organizmayı geminin ait olduğu şirkete getirmektir. Şirket bütün mürettebatı bu işin gerçekleşmesi için gözden çıkarmıştır.
İnsanların DNA sından faydalanarak üreyen bu yaratıkların kanları da asit özelliğine sahiptir. Bu asit uzay gemisini bile delebilmektedir. O yüzden yaratığı yaralamakta bir çözüm değildir. Yaratık öncelikle yumurtanın içinde bulunur. Bu yumurtanın içinden yüze sarılan şeklinde çıkarak yüzüne sarıldığı insanın ağzından içeri bir tüp bırakır. Daha sonra bu yaratık gebelik diyebileceğimiz gelişme süresini birkaç saat içinde tamamlayarak yerleştiği insanın göğsünü patlatır ve dışarı çıkar. Yaratığın daha sonraki evresi büyüme evresidir. İyi bir yaratık tasarımı ve senaryoyu mantıksal olarak sağlam bir zemine oturtan “yaratığa has özellikler” barındıran yapımda gelecekte olası bir ütopya, gerilim dozu çok iyi ayarlanmış bir şekilde izleyiciye sunulur.
Yaratığın tasarımında en ilginç yan “salyaların aktığı bir ağız içinde ağız” dır. Oldukça yaratıcı olan bu tasarım mürettebatın ölümünden önce izleyiciye yakın çekim ile verilerek ölüm anının gösterilmemesi ile seyircinin hayal gücünden beslenir ve sahnelerin etkileyicilik katsayısı artar.
Diğer bir ilginç tasarımda geminin tasarımıdır. Gemimiz biraz eski görünümlü ve bakımsız bir gemidir. Bilimkurgu sinemasında o tarihe kadar olan bakış açısının tam aksi olan bu tasarım yeni bir dönemi de başlatmış olur. Çünkü bilimkurgu filmlerinde en önemli görsel efekt olarak kullanılan geleceğin bir nevi tasviri olan ve imrenilecek derecede tasarımlara sahip uzay gemilerinden bu filmde eser yoktur.
Ridley Scott’ın 1982 yapımı filmi olan “Blade Runner” da yapay zeka ile ilgili karamsar bir ütopyaya dayanır. Scott’ın İki bilimkurgu filmininde de ortak payda budur.
Scott filminde izleyicide görmek istediği tüm tepkileri görür. Özellikle bilinmeyene duyulan merakın beslediği ve gerilimin had safhada olduğu yaratığın göründüğü sahnelerde izleyici koltuğuna yapışır. Filmin başındaki bir çift ele benzeyen organizmanın mürettebatın yüzüne yapıştığı sahnede hem tasarım, hem atmosfer hem de gerilim olarak harika bir iş çıkaran Scott ve ekibi sinema tarihinin en önemli klasik sahnelerinden birine imza atarlar.
Bu seriyle anılan ve sinema tarihinin en önemli performanslarından birine imza atan Sigourney Weaver filmde bir kadın olarak gücü temsil eder. Yaratık ile başedebilen tek kişi olan Ripley rolü zor bir performanstır ve Weaver bu rolüyle sinema tarihinin en güçlü kadın performanslarından birine ulaşmış olur.
Sinemada ayrı bir yere sahip olan ”Alien” serisi önemli yönetmenleri de bünyesinde barındırmıştır. İlk film Ridley Scott, 2. film James Cameron, 3. film David Fincher ve 4. film Jean Pierre Jeunet imzalıdır. Bunlardan en başarılısı ilk film kabul edilirken Cameron imzalı 2. film de sinema tarihinde en iyi devam filmlerinden biri kabul edilir. Diğer iki film filmi çeken yönetmenlerin zayıf halkaları olarak anılmaktadır.










