Sergio Leone’nin ölmeden önceki son filmi olan 1984 yapımı “Once Upon a Time in America” hem sanatsal olarak hem de mafya filmleri içerisinde hatırı sayılır bir öneme sahiptir. Aynı zamanda sinema tarihinin en iyi soundtracklerinden biri de bu filme aittir. 4 gencin Amerika’nın içki yasağı olduğu dönemlerdeki hikayesini anlatan ve bu gençlerden David Aaronson’ın filmdeki adıyla Noodles’ın (Robert de Niro) gözünden hikayeye bakan, flashbackleri ve kurgusuyla, yönetmeninin yaklaşık 10 yılını alan emeğiyle sinema tarihinin önemli yapımlarından olan film aslında bir “dost kazığı” hikayesidir. Arkadaşları tarafından aldatılan ve bulunduğu yerden uzaklaştırılan Noodles yıllar sonra gelir ve yakın arkadaşlarının onun arkasından neler çevirdiğini öğrenir. Film “The Godfather” ile beraber anılan ve farklı hayranları olan bir yapımdır. Leone’nin western dışında da film çekebildiğinin ve en önemli yönetmenlerden biri olduğunun bir ispatı olan “Once Upon a Time in America” filminde klasik sahnemizde Noodles’ın yıllar önce yaşadığı yere geri dönmesi ve çocukluk aşkı Deborah’nın (Jennifer Connelly) bale egzersizi yaparken tahta parçasını kaldırarak onu arkadan gözetlediği yeri anımsaması ve belki de sinema tarihindeki en hüzünlü bakışlarla çocukluğunu ve hayatındaki tek aşkı hatırlayarak geçmişe dönmesi anlatılır. Sinema tarihinin en güzel flashbacklerinden olan sahnemiz efsane oyuncu Robert De Niro’nun tarif edilemez güzellikteki hüzünlü bakışlarıyla, kayıp bir hayatı ve yaşı oldukça ilerlemesine rağmen halen ömründeki tek aşkının o küçük kız çocuğu olduğu gerçeğini diyalog olmadan Ennio Morricone’nin müthiş ezgileriyle izleyicilere anlatır.








