1974 ABD yapımı

Tür : Suç, gizem, polisiye, film noir

Yönetmen : Roman Polanski

Oyuncular : Jack Nicholson, Faye Dunaway, John Huston, Burt Young, Roman Polanski, Diane Ladd, James Hong

Senaryo : Robert Towne, Roman Polanski

Görüntü Yönetmeni : John A. Alonzo, Stanley Kortez

Müzik : Jerry Goldsmith

Yapımcı : C.O. Erickson, Robert Evans 

 

Roman Polanski’nin kuşkusuz en iyi filmi olan “Chinatown”  film noir olarak sinema tarihinde önemli bir yere sahiptir. Film 1974 yapımıdır. Birçok eleştirmen, yönetmen ve oyuncunun  en iyi filmler listesinde başlarda yeralan bu başyapıt üzerinden yıllar geçse de sinemanın ulaştığı son noktayı düşününce halen tat alınarak ve zaman kavramı unutularak izlenebilmektedir. 

 

Filmin konusuna gelince Ida Sessions özel dedektif Gittis’e giderek kendini sular idaresi baş mühendisi Hollis Mulwray’in eşi Evelyn Mulwray olarak tanıtır ve kocasının kendisini aldattığından şüpheyle Gittis’den onu takip etmesini ister. Gittis Hollis Mulwray’i takip eder ve onun bir kadınla birlikte olduğunu kanıtlar. Bu arada Los Angeles’ın bir kısmı kuraklık çekmekte bir kısmına su verilebilmektedir. Fakat Hollis Mulwray şehrin diğer yanına baraj yapılmasına razı gelmez. Daha sonradan Hollis Mulwray ölü bulunur. Olayın üzerine giden Gittis önce gerçek Evelyn Mulwray ile tanışır. Daha sonra neden o değilde başkası tarafından kocasının takip edilmesi için tutulduğunu anlar.

 

Evelyn oldukça bahtsız bir kadındır. Babası tarafından tecavüze uğramış ve ondan bir çocuğu olmuştur. Bahtsızlığı bununla kalmamış olup Evelyn’in kocasının birlikte olduğu kadın da kendi kızı diğer bir ifadeyle kardeşidir. Film noir tadında ilerleyen filmde bütün entrika kuraklık nedeniyle ucuza alınan arsaların ve toprakların daha sonra bu bölgelere su verilince korkunç rakamlara elden çıkarılması üzerinedir. Olan biten bunun üzerine kurgulanmıştır. Filmin başından beri geçmişte Chinatown’da yaşadığı kötü deneyiminden bahseden Gittis yine Chinatown’da son bulan bir hikayeyle karşılaşır. 

Senaryo olarak sinema tarihinin en iyi senaryolarından olan Chinatown birçok türe girebilecek bir filmdir. Ait olduğu türleri de modernize eden film özellikle senaryosundaki ensest ilişki ve filmin sonundaki rahatsız edici atmosfer yüzünden kendine alabildiğine güvenen kusursuz bir başyapıttır.  

Uzun süresine rağmen akıcı senaryosuyla ilerleyen ve sonlarına doğru heyacanı artan filmde sinema tarihinin en akılda kalıcı ve beklentiden uzak sonlarından biri gerçekleşir. İzleyiciyi rahatsız eden üstüne üstük korna sesiyle bezenmiş bu sahne özellikle Polanski’nin tercihidir. Sahne son derece gerçekçidir. İnsanlara çoğu zaman beklemediği bir akış sunan hayatı anlatan bir sondur filmin sonu.

Sinemanın en önemli repliklerinden olan ve Gittis’in Hollis Mulwray’in birlikte olduğu kadının (Katherine’nin) kim olduğuna ilişkin Evelyn’den istediği cevabı alamayıp onu sürekli tartaklayarak elde ettiği yanıt tüyler ürperticidir. Evelyn Mulwray Katherine’in kim olduğunu en son şu cümleyle açıklar: “Hem kızım hem de kardeşim”.

 

 

 

Filmin oyuncu seçimi mükemmeldir. Jake Gittis rolünde Jack Nicholson harikalar yaratır. Femme Fatale rolünde ise Evelyn Mulwray ismiyle Faye Dunaway’a, Noah Cross rolünde ise ünlü yönetmen John Huston’a yer verilir. Dedektif Gittis rolünün hakkını veren Nicholsan’a yaşadıklarının etkisiyle tüm soğukluğu yüzüne yansımış olan Evelyn Mulwray rolünde Faye Dunaway kusursuz bir şekilde eşlik eder. Filmin kötüsü Noah Cross rolünde ise yönetmenliğinden aşağı kalmayan bir oyunculuk sergileyen Huston sinema tarihinin de en kötü karakterlerinden birine hayat verir.

Bıçaklı adam olarak görünen Polanski’nin filmde ufak bir rolü vardır. Gittis’i barajda yakalayıp burnunu kesen kişiyi canlandıran Roman Polanski’dir.

Roman Polanski’nin Faye Dunaway ve Jack Nicholson ile filmde çok atıştığı söylenir. Karavanından sete gelmeyen Nicholsan’ın karavanına gidip beyzbol sopasıyla basket maçı izlediği televizyonunu parçalayan Polanski daha sonra Nicholson’ın basıp gitmesi sonucu onu yolda yakalar ve olayı tatlıya bağlayıp sete geri dönmesini sağlar.

 

 

Chinatown şanssız bir filmdir. Çünkü oscar ödüllerinde aynı sene “The Godfather 2″ ile yarışmıştır. Kendisi gibi kusursuz bir film olan “The Godfather 2″ den sadece en iyi senaryo oscarını kapabilmiştir.

Kusursuz bir senaryoyu iyi bir işçilikle kotaran Polanski’nin bu başyapıtı hem türün en seçkin örneklerinden hem de sinema sanatının nadide başyapıtlarından biridir.

 

 


Yazar Hakkında

5 Yorum on "Klasikleşen Filmler / Chinatown (Çin Mahallesi)"

  1. yakınplan 29 Haziran 2012, 20:09 ·

    kusursuz ama şanssız bir film çünkü aynı sene sinema tarihinin en iyi devam filmi olan The Godfather 2 den sonra anılmış hep

  2. sinezon 29 Haziran 2012, 20:10 ·

    kara film denildiğinde ilk akla gelen filmlerden özellikle senaryosu kusursuz.

  3. ayça 29 Haziran 2012, 20:11 ·

    iyi bir film olduğuna şüphe yok ama izlerken gerçekten çok sıkıldım.

  4. harun 29 Haziran 2012, 20:11 ·

    bana da hiç bitmeyecekmiş gibi geldi

  5. hasan 29 Haziran 2012, 20:12 ·

    eski filmlere olan merakımı başlatan filmlerden biri

Yorum Bırak