1980 ABD Yapımı
Gösterim Tarihi:
Tür: Dram, Korku, Gizem
Yönetmen: Stanley Kubrick
Oyuncular:Jack Nicholson, Shelley Duvall, Danny Lloyd, Scatman Crothers, Barry Nelson, Philip StoneJoe Turkel, Anne Jackson, Tony Burton, Lia Beldam, Billie Gibson
Kitap:Stephen King
Senaryo: Stanley Kubrick
Görüntü Yönetmeni: John Alcott
Müzik: Wendy Carlos, Rachel Elkind
Jack Nicholson filmde fazla kariyeri olmayan ve ilham bulamadığı bir dönem geçiren Jack Torrence isimli bir yazarı canlandırırken olağanüstü bir performans sergiler. Overlook Oteli’nin bakıcısı olmayı kabul eden Jack Torrence ailesiyle birlikte kışın kapalı olan bu otelde yaşayacak ve böylece hem yazarlık yapabilecek zamanı olacak hem de para kazanabilecektir. Fakat aile otelde yaşamaya başladıktan sonra ortaya çıkan gerçek dışı olaylar ve sanrılar Jack Torrence’ın akıl sağlığının bozulmasına neden olur. Dengesizleşen ve akıl sağlığını ciddi derecede kaybeden Jack Torrence karısını ve çocuğunu öldürmeye kalkar. Filmde Jack Torrence’daki bu değişim Jack Nicholson tarafından kusursuz bir şekilde izleyiciye aktarılır ve Nicholson’ın kariyerindeki en iyi performanslarından birine imza atmasına neden olur. Özellikle kitap yazıyorum diye aynı cümleyi defalarca yazdığını anladığımız sahnede ve cinnet geçirdiği ve karısını baltayla kovaladığı sahnede Nicholson enfestir.Filmde Nicholson’ın karısı Wendy Torrance rolünde Shelley Duvall izleriz.















10 Yorum on "The Shining – Cinnet"
Jack Nicholson’a kolaylık olsun diye kapıyı parçalama sahnesinde ince bir çakma kapı kullanmışlar. Ama Nicholson kapıya baltayı koyunca kapı paramparça olmuş. Bunu gören Kubrick de Jack’in kudretine maaşşallah deyip normal kapıya dönmüş.
Film çekilirken Kubrick neredeyse her gece Stephen King’i arayıp “Tanrı’ya inanıyor musun?” gibi garip sorular soruyormuş.
Kitaptaki çalı hayvanların canlandırılmasının çok zor olacağını düşünen Kubrick, onun yerine çalıdan bir labirent kullanmış….
sayfalarca daktiloda aynı şeyi yazdığını gösterdiği sahnede çok tuhaf olmuştum.
kitabını da okudum iksi de güzel ayrı lezzetleri var.
jack nicholson hayatının oyununu çıkarıyor.
bence bu kadın adama kesin cinnet getirtir
bu kubrick beni sıkıntıdan başka hiçbirşeye sokmuyor.
küçücük çocuğu böyle bir filmde oynatmışlar yazık o çocuğa
kubrick faşizminin en çok hissedildiği filmdir herhalde. jack nicholson’ın kubrick olmasa kolay kolay çekeceği bir eziyet değil kesinlikle.